Behiç Kılıç
ERZURUMLU Gazeteci Orhan Bozkurt’un, “Açık Toplum Enstitüsü” tarafından yapılan ve Erzurum’u da kapsayan araştırmasına karşı yazdığı köşe yazısından alıntıyı sürdürüyoruz...
Bozkurt, söz konusu araştırmaya cevaplar veren Recep Kapucu’nun, araştırma sonuçlarında kendi söylediklerinin yansımadığını anlattığını belirtiyordu... Devam ediyoruz..
Recep Kapucu, “Erzurum’da kimse etek giyemiyormuş, başını örtmeden kimse sokağa çıkamazmış, öğrencilere ev verilmezmiş, kimse istediği müziği dinleyemezmiş gibi yargılara katılmak mümkün mü, kim inanır buna? İnsanların topluma, ailesine karşı saygı hissetmesi nasıl baskı olarak algılanır? Bu şehirde, isteyen istediği müziği de dinliyor, istediği giysiyi de giyebiliyor. Aksi bir durum olsa; Erzurum’da Güncel FM, 17 yıldır yayın yapıyor. İlk günden bugüne kadar da bu radyo istasyonu en protest, en özgün ve folklorik müzik yayını yapıyor... Kaldı ki, ben Erzurum’da hep en uç noktalarda bulundum. Kimseden de ne bir baskı, ne bir tehdit ne de bir tepki aldım. Güncel FM hâla kentin en çok dinlenen radyosu... Artık sözde ilericiyim, aydınım kisvesi altında Erzurum’a gericilik damgası vuranların başlarını ellerinin arasına alıp düşünmeleri gerek. Yazık günah!” diye tepkisini dile getiriyor.
Evet, Erzurum’da son dönemlerde özellikle ekonomik yaşamda bazı cemaatlerin etkin rol oynadığını biliyoruz... Bunu kimse inkâr da etmiyor. Ancak kimsenin bir baskı altında kıvrandığı da yok. Büyüklerimiz anlatır; Müslüman komşularına saygısızlık olmasın diye Ermeni vatandaşlarımız bile bu şehirde Ramazan geldimi, dışarıda çocuklarına yemek yedirmezmiş...
En canlı, etlikanlı örnek benim işte... Yaklaşık 40 yaşıma geliyorum. Üniversite yıllarımdan beri uzun saçlarım ve sakalımla Erzurum sokaklarında gece gündüz dolaşabilen, hiçbir baskı ve tehdit altında kendini hissetmeyen birisiyim.
Araştırmanın, değişik gazetelerdeki değişik yorumlarını okuyunca; ‘Bir toplum işte böyle kışkırtılır ve birbirine düşürülür’ dedim.
Toplumbiliminin nasıl alaşağı edildiğini hissettim.
Araştırma diye yapılan işin; unvan ve makamları kötüye kullanarak toplumu ‘Biz sosyalleşemedik bakın araştırmalar da bunu gösteriyor’ gibi yanılsamalar ile gerçek kokuşmuşluğu gizlemek olduğunu anladım.
Toplumsal davranış; herkesin yaptığı ortak davranışlar yumağıdır. Aykırı düşünebilirsin. Bu birey olarak senin en temel hak ve özgürlüğündür. Ancak düşünceni uygun zaman ve zeminde açıklarsın...
Toplumun değerlerini alaşağı eden davranışın doğru bile olsa alenen yapamazsın ki... Bütün toplumlarda en kabul gören gerçek: “Her doğru her yerde söylenmez, yapılmaz” değil midir?
Toplumbilimin en temel kuralı; ‘Toplumla birey karşı karşıya gelirse; şahsi yaşantıda birey, toplum içi yaşantıda toplum üstün’ değil midir?
O zaman bu ön yargının amacı, Türkiye’nin en huzurlu kentlerinden olan Erzurum ve benzeri kentlerde yaşamını sürdüren Anadolu insanını ötekileştirmedeki maksat nedir?
Şimdi bu yazıyı yazmakla ben de tutucu ve ötekileştirenlerden birisi mi oldum?”
Erzurumlu iki gazetecinin çok çarpıcı ibret verici görüşlerini aktardık... Bizim anladığımız, ülkemizi acaip bir şekilde çomaklıyorlar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder