5 Ocak 2009 Pazartesi

Kimin Kedisi?

Fizik kelimesi Yunanca ‘doğa’ anlamına gelmekte...

Yakın zamanlara kadar fiziğe ‘doğa felsefesi’ gözüyle bakılması da bu nedenle... Temel doğa bilimi olan Fizik ne işe yarar?

Evrenin sırlarını...Maddenin yapısını...Ve bunlar arasındaki etkileşimleri inceler...

Evreni keşfettiği oranda da yaşam yol alır...

Sosyal bilimler de değişir...

H H H

Bugün...

Ünlü Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger’in 48. ölüm yıldönümü...

4 Ocak 1961’de, 73 yaşında, tüberküloz nedeniyle hayata gözlerini yumdu ve vasiyeti üzerine Avusturya’nın batısında bulunan Alpbach kasabasında toprağa verildi. Erwin Rudolf Josef Alexander Schrödinger, kuantum mekaniğine olan katkılarıyla... Özellikle de 1933’te kendisine Nobel Ödülü kazandıran Schrödinger Denklemi’yle tanınır. ‘Schrödinger’in Kedisi’ diye bilinen düşünce deneyini önermiştir.

* * *

Neyin kedisi?

‘Schrödinger’in Kedisi’

‘Kuantum fiziği tarihinin belki de en ünlü düşünce deneyi Schrödinger’in kedi paradoksudur. Bu paradoksta, kuantum mekaniksel bir parçacığın iki farklı durumda bulunma olasılığını aynı anda eşit olarak taşıyabilmesi özelliği kullanılıyor. İki halin üst üste gelmesi makro dünyaya yansıtıldığında içinden çıkılmaz bir durum oluşuyor.

Düşünce deneyinde, bozunup bozunamadığı dışarıdan bilinemeyecek, uyarılmış bir atom ile bir kedi aynı kutuya kapatılıyor. Atom bozunacak olursa bir tetikleme mekanizması aracılığıyla siyanür şişesini kıracak ve kediyi öldürecektir. Kuantum mekaniği kapsamında son derece sıradan diye nitelenebilecek olan bu bozunmuş olma ve olmama olasılıklarının eşitliği, kutu içindeki kedinin de hem canlı hem cansız sayılabilmesini gündeme getirir.’

Ölümü de içinde taşıyan bizler gibi...

* * *

Schrödinger, Viyana’nın Erdberg kasabasında, Rudolf ve Georgine Emilia Brenda Schrödinger’in tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası bir mumlu bez imalatçısı ve botanikçiydi. 1898 yılında girdiği Kraliyet Akademik Lisesi’nden 1906’da yüksek başarıyla mezun oldu ve aynı yıl Viyana Üniversitesi’nin fizik bölümüne kabul edildi.

Burada, öğretmenleri Franz Serafin Exner ve Friedrich Hasenöhrl’ün fikirlerinden etkilendi, Friedrich Kohlrausch’un gözetiminde deneysel çalışmalar yaptı. 1910’da mezun olan Schrödinger, bir yıllık askerlik hizmetinden sonra üniversiteye geri döndü ve 1911’de Exner’in yanında asistan olarak çalışmaya başladı. 1914’te I. Dünya Savaşı başlayınca tekrar askere çağrıldı ve İtalya cephesine yollandı.

* * *

Savaşın bitişinden sonra Viyana’ya dönen Schrödinger, radyoaktif bozunum ve kristal yapıların dinamikleri üzerinde çalışmaya başladı.

Mart 1920’de Annemarie Bertel ile evlendi ve aynı yıl içinde Stuttgart’ta doçentliğini aldı. 1921’de Breslau Üniversitesi’ne geçti ve burada profesör oldu, fakat Breslau’da birinci yılını doldurmadan bu sefer Zürih Üniversitesi’ne geçti. 1926’da arka arkaya yayımladığı altı makalesiyle uluslararası üne kavuştu. Bugün kendi adıyla anılan ve kuantum mekaniğinin en önemli sonuçlarından biri olan Schrödinger Denklemi’ni de ilk kez bu makalelerde ortaya koydu. 1927’de kısa bir süre ABD’deki Wisconsin Üniversitesi’nde ders verdikten sonra, Berlin Üniversitesi’ne gelerek fizik bölümü başkanlığını Max Planck’tan devraldı. Yahudi olmadığı halde, Almanya’da yükselen ırkçı Nazi iktidarından rahatsız olduğu için 1933’te İngiltere’ye taşındı ve Oxford Üniversitesi’nde profesör oldu. Aynı yıl, Paul Dirac ile beraber Nobel Fizik Ödülü’nü aldığını öğrendi.

* * *

Schrödinger, 1935’te, bugün Schrödinger’in kedisi adıyla bilinen meşhur düşünce deneyini de içeren üç kısımlı bir deneme yazısı yayımladı. 1939 sonbaharında Dublin’e gelerek yeni kurulan Dublin İleri Araştırmalar Enstitüsü’ne geçen Schrödinger, burada 17 sene kalacak ve İrlanda vatandaşlığına geçecekti. Schrödinger Dublin’de kaldığı süre boyunca, fiziğin değişik alanlarını birleştirecek bir ‘birleşik alan teorisi’ kurabilmek için uğraştı ve bu konuda Einstein’la yazışmaya başladı. 1956’da tekrar Viyana’ya dönen Schrödinger, birleşik alan teorisi ve genel görelilik kuramı üzerinde çalışmaya devam etti.

* * *

Kuantum mekaniği, özetle, çok küçük ölçeklerde, atom boyutlarında, maddenin nasıl davrandığını açıklar. Klasik fizikle olaya baktığımızda, bir cisim aynı anda iki durumda -ya da yerde- birden bulunamaz. Örneğin, ya masanın üzerindedir ya da yerdedir. Ancak, kuantum mekaniğinde bu olasıdır... Yani cisim iki ya da daha çok durumda eşzamanlı olarak bulunabilir. Bu olaya, ‘durumların üst üste gelmesi’ de denir. 1935’te, Alman fizikçi Erwin Schrödinger’in ‘Kedi Deneyi’ de işte bu üst üste gelme ilkesinin anlaşılmasını kolaylaştırdı...

* * *

Kuantum Fiziği’nin bu çok parlak öncüsü Schrödinger’in 48. ölüm yıldönümü...

Fizikte gelişmeyen bir ülkenin pek bir şeyde gelişmesi de çok olanaklı değil...

Fizikte gelişme olacaksa, Schrödinger’i de anmalıyız...

Değil mi?


http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mehmet-altan/kimin-kedisi-159798.htm

1 yorum:

Altı Çizili Satırlar Sitesi

Mavi Çadır